Bir İlacın Yolculuk Hikayesi

İçimden haykırmak geliyor: “Ey insanlık küçük görme beni!”. Ben ki ne yollardan geçip geldim, kaç on yıl sabrettim sana ulaşmak için. “İnsanlara bir çare” haykırışına kopup geldim buralara. Ey insan, sende buldum varlığımı; sende son buldu varlığım.

Merhaba ben ilaç. Dertlerin dermanı, hastaların şifası, gözlerinin feri, gücün, kuvvetin, tamamlanmış eksikliğin diye tanımlaya bilirsin beni. Seni tanımak, kendimi sana anlatmak, gittiğim yerlere seni de götürmek, başımdan geçenleri sana da göstermek istiyorum. Ne dersin, başlayalım mı yolculuğumuza?

bir-ilacin-yolculuk-hikayesi
Bir İlacın Yolculuk Hikayesi

Gördüğün bu halime “tablet” diyorlar. Bu forma gelmeden öncesi de var ama o hallerim biraz sıkış tıkış. O yüzden hiç sorma. Bol su içip başlayalım yolculuğumuza.

mide
Mide
Etrafımızda gördüğün bu fokurdak yer: mide. Asit üreten hücreleri, girintili çıkıntılı duvarları, ileri geri hareketleriyle içeride küçük bir oda. Öyle küçük durmasına bakma. Gerektiğinde elli kata kadar genişleyip aynı işlevlerle devam edebiliyor hayatına. Midenin duvarlarında iki yönlü kas tabakaları var: bir kısmı boylamasına diğer kısım enlemesine. Enlemesine olanlar yiyecekleri sıkıştırıp parçalarken boylamasına olanlarsa hareket ettiriyorlar. Bu dalgalanmalar arasında ben de parçalanıyorum.  Etrafımda gördüğün beyaz koruyucu maddelerden arınıp etken maddelere dönüşüyorum. Küçük küçük ama etken hale geçip aktif oluyorum anlayacağın. Birken bin olup yayılıyorum etrafa. Mide dalgalarının üstünde sörf yaparak mide çıkışına oradan da bağırsaklara doğru ilerliyoruz.

bagirsak
Bağırsaklar
Mide kapısından dışarı çıkınca uzunca bir tünele giriyoruz. İnce bağırsakların başlangıcı burası. Emilim merkezi de diyebilirsin. Bağırsak hücreleri üzerlerin de görülen tüysü yapılar emilimden sorumlu. Bizde bu tüylere tutunup hücre duvarlarına yapışıyoruz hep birlikte. Bağırsak duvarlarında geçiş kapıları var çeşit çeşit. Daha yağlı olanlarımız hücre duvarlarını kanalsız geçerken bazılarımıza kapı şart. Bir çırpıda emiliyoruz buralarda. Önden gidenler difüzyon kapılarından geçerken arkada kalanları özel şöförler getiriyor.

Etken madde grubumuz damar duvarlarına doğru ilerliyor. Damar duvarlarında bulunan yarıklardan geçerek bir anda kendimizi kan akımının içinde buluyoruz. Hücreler, proteinler, elementler herkes burada ve bir hızla kalbine doğru çekiliyor. Akış tek yön, bir hızlı bir yavaş.

atar-damar
Damar
Önce karaciğer denen bu koca fabrika var yolumuzun üstünde. Derler ki sen ne yersen ye bağırsaklardan geçen her bir şey karaciğerden vize almalıymış ki kalbe gidebilsin. Karciğer öyle zararlı molekülleri geçirmezmiş hiç. Bizde bir çeşit reaksiyonlardan geçiyoruz. Kimimiz burada elenirken bende dahil bir kısmımız kalbe ulaşma hakkı kazanıyoruz. Bu koca fabrika sadece bize çalışmıyor elbet. Senin kas yapından kan basıncına kadar her yerinde var bir hüneri.

Aşağıdan yukarıya kalbin iç yapılarına doğru yol alıyoruz. Kimsenin görüp bilmediği en sırlı odana doğru gidiyoruz birlikte. Dört göz kalbinde önce sağdan içeri alıyorlar. Sağ tarafın da kendi içinde ön ve arka odaları var. Bizi çok az bekletip ön odada, karıncık denilen arka odaya doğru alıyorlar. Sonra nereye geldik ne gördük demeden kalbinin o ince uzun kas hücreleri hep bir anda kasılarak ben ve beraberimdeki ilaç moleküllerini pompalıyor akciğerlere. Az da olsa ilaç yıkımı da oluyor burada ama daha çok iç dünyanın havalanma yeri.,

Artık can alıcı noktaya vardık. Kalbinin sol yanından coşkulu bir çıkışla etki edeceğimiz yerlere gitmek vakti. Ben bir böbrek ilacıyım. Görevim böbreklere gidip vücut dışına normalden daha fazla sıvı boşaltmak ve bu amaçla daha çok idrar ürettirmek. Bazı hastalıklarda vücut gereğinden fazla sıvı tutuyor ve atılması gerekiyor. Hal böyle olunca iş bana düşüyor ve başlıyor mesaim.

böbregin-yapisi
Böbreğin Yapısı
Kalpten çıkan kanla böbreklere ulaşıp idrar toplayan kanalcıklara tutunuyorum. Toplam altı saat ömrüm var. Böbrek kanallarındaki hücreler zaten su pompası gibi çalışıyor. Beni görünce de vücudun sıvı atımına olan ihtiyacı anlıyorlar ve başlıyorlar 2-3 kat daha fazla sıvı boşaltmaya. Böylece bu uzun yolculuğum hedefine ulaşmış bende huzura ermiş oluyorum. Altı saatin sonunda yaşlanmış etkisiz bir halde kendimi salıyorum boşluğa, idrar kanallarının içine. Sonra bende cansızlığıma rağmen her bir canlı gibi yaşlanıp yolun sonuna doğru gidiyorum.


Ağızdan geldim idrarla gidiyorum. Dilimde o ince fısıltı “Ey insanlık küçük görme beni!”.

Bu makale Sağlıklı Gülümse için yazılmıştır. Doktor beye sorularınızı yazıya yorum yazarak veya iletişim bölümünden iletebilirsiniz.


Bu Konulara da Bakabilirsiniz
Ağız Kuruluğu Neden Olur? Nasıl Geçer?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder